Köyler, Yağmur, Gölkent, Çamur, MT&B

Köyler, Yağmur, Gölkent, Çamur, MT&B ( Kaleme Alan: Murat GÜÇLÜ )

(21.01.2018)

Köyler, Yağmur, Gölkent, Çamur, MT&B

(21.01.2018)

Dün bir turdan bahsetti Hakan. Bir mtb turu. Başta bir yerlere çıkmaya niyetim yoktu. Ancak köy yollarından bahsedince, birden dikkat kesildim. Ve sonuç; çıkmak için hazırım. Sabah 10:50 civarı şu an. Hakan ve Mert i bekliyorum. Çıkıp, görelim. Bakalım neler olacak.

Bizden 2-3 saat önce derneğimiz Bisikletliler Derneği Sakarya Şubesi’nde, yönetimden Serdal Başol öncülüğünde oluşturulan bir tur başlamıştı. Avluburun köyüne doğru sürmüşlerdi onlar; vardılar mı bilmiyorum. Muhtemelen çok güzel gidiyordur. Biz de az sonra bu heyecanı paylaşacağız..
Son çıktığım sürüşte bisikletimin üstü başı batmıştı. Temizlemeye fırsatım olmadı. Daha tura çıkmadan dağdan inmiş gibi bir hali var. Neyse. En azından psikolojik anlamda hazır. Vee geldiler. Hadi sürelim.
Kararsız bir hava söz konusu. Ciddi anlamda bir yağmur beklemiyoruz. Biraz tedirgin edici ancak fena olmayan bir hava var. Bir an önce şu trafikten çıkmak istiyorum. Tura başlama anının ayrı bir tadı var. Yeni hedefler söz konusu olunca bu katlanıyor tabi.
Tekerler dönüyor. Hedef Gölkent. Köy yollarından gitmeyi planlamıştık. Buralarda daha tecrübeli olan Mert öncümüz. Bir kaç kilometrenin ardından yoğun trafikten sıyrılıyoruz. Tabi olmazsa olmaz köpekler bizleri karşılamak için yoldalar. Pek fazla yaklaşamıyorlar, hazırlıklıyız. Hafif bi yağmur merhaba dedi daha ilk saatte. Toprak yollardan geçerken de bu tatlı dokunuşun, aşağıda oluşturduğu karışımla cebelleşmeye başlıyor tekerlerimiz. Ufak tefek inişler çıkışlarla, yolumuz neşeleniyor. Lastikler üzerimizde çamurdan desenler yapmaya, yağmurla beraber başladı. Çok güzel müstakil evler, çiftlikler var yol üstünde. Burada yaşadığımı hayal ediyorum. Muhtemelen yoğun bir tempon olurdu. Bisiklet sürmeye zamanın kalır mı acaba ya da hâlin. Bilmiyorum. İmrenerek bakarken yağmurun nasıl başladığını anlamıyorum bile. Bu kez ıslanmaya başlamıştık. Yollar artık kendinden geçmeye başladı. Ama bisiklet sürme coşkusunun önüne geçmiyordu hiçbir şey. Kaç köyden geçtik sayamadım. Yaz aylarında ya da baharda gelmiş olsaydık şu güzelim manzaralar tadından yenmezdi. Ancak Ocak ayının sonlarına yaklaştığımız şu sıralar, karlar altında ve bembeyaz olması gereken bu görüntünün, daha çok ‘nerede kaldı bu kar’ der gibi tedirgin, soluk bir hâli vardı. Her şeye rağmen tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Çamurlu yollar, artık kirlenmekten korkmamaya başladığımız andan itibaren daha keyifli olmaya başladı. Arazi, yol boyunca değişiklik gösteriyor. Bazen kahverengi, bazen beyaz, bazen turuncu, bazen de siyah çamura bulanıyor bisikletlerimiz. Ve her geçtiğimiz yerden bir parça da bizimle gelip, sürüş boyunca anılarımızı taze tutuyor. Bazen yol üstündeki gölcüklerden geçip bisikletime bir nefes aldırıyorum. Ve bu bana da ayrı bir keyif veriyor tabi.
Islanmıştık ama durmadık. Yağmur bizi kıramayacağını anlayınca durdu. Kurumaya başladık yavaş yavaş, kendimize geldik. Gölkent de yaklaşmış epey. Çok güzel bir inişin ardından bir kaç pedal sonra göl kenarındayız.
Manzara karşısında biraz nefeslendikten sonra çıktık hemen. Yağmur başladı yine. Bu kez daha şiddetliydi öncekilerden. Sinir bozucu olmaya mı başladı.. Yok yok, iyiyiz. Artık tamamen akışa bıraktık. Yağmur, çamur umursamadan pedallıyoruz. Geldiğimiz rotadan değil, farklı bir yoldan gidiyoruz. Geri dönmeye niyetlensek de aynı yollardan dönebilir miydik emin değilim. Karışıktı fazlasıyla. Aslında dönüp, tekrar o köylere girip kaybolmak vardı. Ancak kaybolmaya vaktimiz yoktu. Hem bu kadar yağmur için hazırlıklı da değildik. Asfaltlı yollardan devam.
Köy havası yavaş yavaş dağılmaya başladı. Araçlar, petroller, marketler, falanlar, filanlar.. Ne kadar bitmesini istemesek de dönüşün kaçınılmaz sonucu bu ve daha çok araç, daha çok petrol, daha çok market. Neyse işte..
Yağmur sağolsun yalnız bırakmadı bugün. Görünüşe göre onun da bugünkü görevi tamam; hava açıldı gibi. Ama şikayetçi değilim. Yağmurda sürmek de güzel. Aslında sürmek güzel. Zamana ve mekana bakılmaksızın keyif vermeyi başarıyor. Güzel.

Tur biterken dönüp bir kaç saat öncesinde dolanır zihnimiz ve tatlı bir tebessüm yer edinir yüzümüzde. Biten bir şey yoktur esasında, güzel olan her şey yine bizde. Şimdi gidip, güzel bir çayla beraber bunları ortaya çıkarıp, bir kenara mı yazsam.. Ne kadarını yazabilirim ki.. Tekerlerimin eli olsa da onlar yazsa. Belki yardımcı olurlar. Gidip bakayım, çamur kalmış mı bir yerlerinde …

Şimdi sürelim..

( Kaleme Alan: Murat GÜÇLÜ )